Galileo ve Newton’un fizik öğretileri Aristo’nun fiziğiinin yerini aldığında bilim adamları dünyayı onları deterministlik doğa kanunlarıyla açıklamaya çalışıyorlardı. Bohr ve Heizinberg’in kuantum fiziği Galileo ve Newton’un fiziğinin yerini alınca da bilim adamları kendi deterministlik doğa kanunlarının kâinatımızın açıklanması hususunda olasılık etmeninin de dikkate alınması gerektiğinin farkına vardılar. Olasılık ve zorunluluk, Jacqus Monat tarafından popüler kılınan bilimsel açıklamanın sınırlarını oluşturmada kullanılan iki kavramdır.
Bugün hâlbuki olasılık ve zorunluluğunun tüm bilimsel fenomenin değerlendirilmesinde ne kadar değersiz olduğu kanıtlanmıştır. Kesin olarak karşı konulan teolojilere çağrışımda bulunmadan geçmişin aydınları ,akıllı tasarım adında üçüncü bir açıklamanın gerektiğini görebiliyorlardı. Olasılık, zorunluluk ve tasarım 3 ayrı açıklama biçimi olarak bilimsel fenomenin tamamıyla ortaya çıkmasında gereklidir.
Ne yazık ki akıllı tasarımı bunların dışında bırakan tüm bilim adamları aslında bunu göremeyerek bilimi kısırlaştırdıklarını bilmemektedirler. Richard Dawkins “Kör Saatçi’’ adlı kitabının başında, “biyoloji belli bir amaç için tasarlanmış izlenimini veren karmaşık canlıların bilimidir” demektedir. Bu türden itiraflar biyolojik literatür içinde sıkça yer alır. Francis Krick’in “Delinin takip ettiği“adlı eserinde (kendisi D.N.A yapısını yeniden keşfederek Nobel Ödülü almıştır.) öyle yazar “biyologlar kesinlikle şunu unutmamalıdırlar ki gördüklerinin aksine evrimleşmiştir.”
Biyoloji dünyası doğada görülen apaçık tasarımın Darwin’in doğal seçilim ve rastlantısal mutasyon mekanizmalarınca gerçekleştiğini düşünmek ister. Burada takdir edilecek nokta, ne olursa olsun doğadaki apaçık tasarımın da hesaba katılmasıdır. Biyologlar bu sayede kendilerinin gerçek tasarıma karşı, bilimsel bir argüman ortaya çıkardıklarını kabul ediyorlar. Bu çok önemlidir. Çünkü bilimsel bir iddianın bilimsel olarak geçersiz kılınması için o iddianın içersinde doğru olma olasılığının bulunmaması gereklidir. Bilimsel inkâr iki ucu keskin bir kılıçtır. Bilimsel olarak inkâr edilen iddialar yanlış olabilirler. Ama zorunlu olarak yanlış olamazlar. Yani öyle görülmek istendikleri için yanlış kabul edilemez görmezden gelinemezler. Bu önerimi anlamak için eğer mikroskobik incelemede tüm canlı hücrelerinde “Rab tarafından yapıldı.” ibaresi kazınmış olsaydı ne olacağımı düşünün. Elbette hücrelerin üzerinde böyle bir ifade bulunmaz. Ama bu konumuz değil. Burada önemli nokta bir mikroskopla bakıncaya değin bunu bilemeyecek olmamızdır.Eğer üzerlerine belli bir şekilde ibare kazınmışsa , bir bilim adamı olarak hücreleri gerçekten Rab tarafından yapıldığını söyleyebilecek olmasıdır. Bundan dolayı akıllı tasarıma inanmayanlar,ortaya veriler ışığı altında çıkan gerçek buysa, doğruluk adına gördüklerini söyleyebilmelidirler.
Biyolojide tasarımın geçerli bir seçenek olduğunu kabul etmektedir. Aslında tasarıma karşı önyargılı ve de felsefi olarak temelsiz yasaklamalar kolayca alt edilmiştir. Nitekim bir kere tasarımın bilimden dışlanamayacağını kabul ettiğimizde, zor bir soru hala ortadadır. Niçin tasarımı bilimin içinde kabul etmek isteyelim? Bu soruyu yanıtlamak için soru etrafında dolanarak bir daha soralım. Niçin tasarımı bilimin içinde kabul etmek istemiyoruz? Bilinçli bir etken tarafından icra edilen tasarım fikrinde yanlış olan ne?
Kesinlikle, tasarımla ilişkilendirebileceğimiz birçok günlük olay vardır. Hatta çalışma hayatımızda kaza yâda rastlantıyı tasarımdan ayırmak çok gereklidir. Genellikle şu tür sorulara cevap ararız “Düştüm mü yoksa itildim mi? Birisi kazayla mı öldü yoksa cinayete mi? kurban gitti? Bu şarkı bestecinin kendi ürünü mü yoksa çalıntı mı? Birileri borsada çok mu?Şanslı mı yoksa içeriden tüyo mu alıyor?”
Sadece bu tip sorulara cevap aramayız fakat bütün endüstriler rastlantı ve tasarım arasındaki farkı çizebilme üzerine kurulmuştur. Bunlara ses bilimi, mal kanunu, sigorta şirketlerinin araştırma talepleri ve şifreleme gibi daha nicelerini ekleyebilirsiniz. Bilim de kendisini güvenilir tutabilmek için bu ayrıma ihtiyaç duyar. 1998’in haziran ayında Science dergisinde yer alan bir makalenin 1979 yılında ki bir Alman dergisinde yer alan bir dergide bulunması bilimin kendi içinde aşırma ve karalamanın kabul edilenin çok daha üzerinde olduğunu ortaya koymuştur. Bizi bu tür ayıplardan koruyacak olan onları tanımlama yetimizdir.
Eğer tasarım bilimin dışında açıkça tanımlanabilir ve eğer tanımlanabilirliği bir bilim adamının güvenirliği için anahtar etken ise, niçin tasarım bilim içeriğinin dışında tutulmak isteniyor? Niçin Dawkins ve Krick kendilerini, gördüğümüz şeylerin tasarlanmış gibi gözükse de aslında tasarlanmadığını söyleme zorunluluğunda hissediyorlar? Niçin bilim adamları tasarlanmış nesneler üzerinde çalışamıyorlar? Biyoloji dünyasının bu sorulara verdiği cevap tasarımın top yekûn reddidir. Endişe şudur ki, doğal nesneler için (insan yapımı olana zıt olarak) tasarlanmış ve tasarlanmamış ayrımını yapmak oldukça güçtür. Darwin’in türlerin kökeni adlı eserindeki şu uyarısını ele alın “Birçok seçkin doğa bilimci, geçte olsa yayımladıkları kararlarında, her cins içinde dallanmış türlerin çokluğunun asıl türler olmadığını türlerin bağımsız olarak oluşturulduğunu söyler ama hangilerinin yaratıldığını, hangilerinin ikincil doğa yasalarıyla üretildiğini es geçerler. Bu doğa bilimciler varyasyonu yaşamı oluşturan gerçek neden olarak kabul ederken diğer bir konuda evrimi iki durum arasında hiçbir durum bulunmaksızın keyfi olarak ret edebiliyorlar.” (Aynısını ironikte olsa bugün Darwinciler yapmakta) .Biyologlar tasarıma dair bir şeyi ilişkilendirmekten çekiniyorlar daha sonrada bilim içinde yukarıda bahsedilen zorunlu keyfilik üzerinde bilinçli tasarımın gerçek, somut bir bilimsel açıklama olarak kullanamıyorlar. (kendilerini gizlemek zorunda kalıyorlar çünkü bugün evrim bir bilimsel açıklama değil tartışılmaz bir dogma olmuştur ne yazık ki)
Geçmişte doğrulansa bile bu endişe artık savunulabilir değildir. Artık elimizde sağlam kriterler vardır. Karmaşıklık-Özelleşme; bunlar bilinçli tasarlanmış nesneleri bilinçsiz olarak oluşmuş nesnelerden ayırmak için kullanılmaktadır. Birçok özel bilim hale hazırda teori öncesi durumda bile bu kriterleri kullanır. (Örneğin ses tanıma bilimi, yapay zekâ çalışmaları,şifreleme bilimi, arkeoloji ve dünya dışı zekâ araştırmaları)
Bilim felsefesinde olasılık teoremindeki en büyük gelişme bu kriterin ayrışması ve sağlam temeller üzerine oturtulması olmuştur. Michael Behe’nin indirgenemez karmaşıklık kriteri biyokimyasal sistemlerin kendilerine has bir karmaşıklığa ve özelleşmeye sahip olduğunu göstermek üzere bilinçli tasarımı tanımlamak üzere oluşturulmuştur. (Behe’nin kitabı Darwin’in Kara Kutusu Free Pres 1996)
8 Ocak 2008 Salı
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder